HABERLER

Türkiye’nin Süpermarket Coğrafyası

2020-07-18 | 40 defa gösterildi

 

Türkiye’nin Süpermarket Coğrafyası

Çocuğunu tek başına yetiştiren dar gelirli bekar bir anne, oğlu üniversiteyi kazandığında “iki ayrı hane masrafı” olmaması için İstanbul’a taşınmaya karar verir. Onu tanıyanların “İstanbul çok pahalı, nasıl geçineceksin?” uyarılarına karşı “yakınımda BİM olsun bana her şehir aynı” cevabını verir.

“Tasarımlı raflarımız yok ama halinden anladığımız komşularımız var” sloganı ile reklamında “halktan yana” imajını öne çıkartan, sadece bulunduğu “ucuzluk” segmentinde değil tüm süpermarket zincirleri arasında lider konumunda olan markanın müşteri nezdinde algısını net bir şekilde ortaya koyan çarpıcı bir örnek bu.

2017’de sektörün lideri olan BİM’in İstanbul’da 1306 noktada şubesi bulunuyor. Yani neredeyse İstanbul’un 789 olan mahalle sayısının iki katı kadar. Yıl sonu itibariyle toplam mağaza sayısı 647’si Fas ve Mısır’da olmak üzere 6765’e ulaştı. BİM 24 milyar 779 TL ciro yaptı, çalışan sayısını 44.993 kişiye çıkarttı.[1] Yine aynı yıl, İstanbul’da 225 şubesi bulunan, sektörün büyüklerinden CarrefourSA, Türkiye’nin 55 şehrinde 33’ü hiper, 372’si süper, 196’sı mini ve 24’ü de gurme olmak üzere toplam 625 şube ve 516 bin metrekare satış alanı ile 4,6 milyar lira ciro yaptı.[2] Şirketin iki ortağından biri, perakendenin dışında finans, sanayi ve enerji sektörlerinde de faaliyet gösteren, 2017 net satışları 65 milyar 600 milyon TL, çalışan sayısı ise 60 bin olan Sabancı Holding. Dolayısıyla Türkiye’nin en büyük şirketlerinden biri ile kıyaslandığında, BİM’in iktisadi büyüklüğü daha da çarpıcı bir hale geliyor.

Süpermarket devinin, dar gelirli bekar bir annenin kentsel tahayyülünde kapladığı alanın büyüklüğü ile iktisadi büyüklüğü arasında doğrudan bir ilişki var. Artık süpermarketleri sadece gıda tedariği mekanlarından biri olarak değil; bir evin her türlü ihtiyacını tek başına karşılama iddiasında her gün belki birden fazla kere uğranılan tüketim mabetleri olarak düşünmek gerekiyor. Yani, kent hayatında kapladıkları yer de devasa.

Meselenin bir boyutu, mahallenin sosyal ve iktisadi ilişkilerine olan doğrudan etkisi. Popüler kültürde, “kahraman bakkal süpermarkete karşı” şeklinde ifade bulan bakkal, kasap, manav gibi mahalleyi mahalle yapan küçük esnaf üzerinde “büyük balığın küçük balığı yutma” etkisi söz konusu. Süpermarketin, mahallelinin hayatında kapladığı yer büyüyüp mahallelileri birer sadık müşteriye dönüştürmesi ile mahallede komşular arasında kurulan ilişkiler de dönüşüyor.

Süpermarketlerin tüketiciler ve geleneksel gıda tedarik mekanları üzerindeki etkisi meselenin bir boyutu ise, bir diğer boyutu da tarım ve gıda üretimi üzerindeki yapısal etkisi. Zincir süpermarketlerin talebi ile, onlarla yakın temas halinde üretilen “özel markalı ürünlerin” çeşitleri çoğalıp raflarda kapladıkları yerler artıyor. Üreticinin tüketiciyle buluşabilmesi için “tasarımlı” veya “basit” fark etmeden o raflarda yer alması gerekiyor. Bu, gıda sektöründeki güç ilişkileri açısından kimin masaya nasıl bir pazarlık kapasitesiyle oturduğu, kimlerin daha en baştan dışlandığını göstermesi adına önemli. Zincirler, doğrudan kendileri için markalı ürün ürettiriyor ve aynı zamanda sebze/meyve üreticilerinden mal topluyor. Örneğin, CarrefourSA Genel Müdürü Hakan Ergin, 2017 değerlendirme toplantısında “10 milyon lira yatırımla Adana’da 4 bin 200 dönüm alana sahip bahçelerdeki portakal, mandarin, greyfurt (altıntop) ve limon olmak üzere toplam 220 bin ağaçtan 21 farklı çeşit ürünü toplayıp reyonlarımıza getirdik” açıklamasında bulunmuştu. Emeğinin karşılığında yetiştirdiği ürün için adil bir ücret almak yerine ağacını doğrudan perakendeciye kiralayan çiftçinin böylesi anlaşmalardan ne kadar kârlı çıkacağı şüpheli.

Süpermarketlerin gıda üretim ve tüketim döngüsündeki orantısız gücü kendini, gıda ve içecek sektöründeki üreticilerin ve büyük markaların süpermarket sektörüne girmesi ile gösteriyor. Türkiye’nin en büyük gıda üreticilerinden, Ülker markası da dahil birçok gıda markasının ve toptancılık yapan firmanın sahibi Yıldız Holding’in aynı zamanda en büyük zincir marketlerden biri olan ŞOK’un sahibi olması, şaşırtıcı olmasa gerek. Benzer bir şekilde Efes Pilsen markasının sahibi Anadolu Grubu’nun aynı zamanda Migros’un da sahibi olması, ucuzluk segmentinde yer alan diğer süpermarketlerin alkollü içecek satmaması sebebiyle alkollü içeceklerin de bulunduğu Ekomini markasını da bünyesine katması zincir marketlerin önemini vurguluyor. Edirne’de bir Tekel bayisinin Şikayet Var internet sitesi üzerinden Anadolu Grubu’na yolladığı mesaj “büyük balıkların küçük balıklara” olan etkisini göstermesi açısından çarpıcı: “Ekonomik koşulların ve zamların etkisiyle günden güne düşen cirolarımızın işletmemizin yaşaması konusunda bizi bir hayli zorlamaktadır. Bunun üzerine bir de sizin Ekomini adı altında aynı lokasyonda yeni bir nokta yaratmanız beni kaçınılmaz sona bir adım daha yaklaştırmıştır. Amacınız kötüye giden bu düzeni iyileştirmek mi? Yoksa! Bizlerin ticaret hayatını sonlandırmak mı?”[3]

İstanbul Süpermarket Haritası

İstanbul Süpermarket Haritası, ulusal, ucuzluk ve yerel zincir süpermarketlerin İstanbul’un 39 ilçesindeki dağılımlarını gösteriyor. Her ilçede şube sayısının en yüksek olduğu ilk üç markete baktığımızda, beklenildiği üzere, ucuzluk segmentinin liderleri BİM, A101 ve ŞOK’un açık ara başı çektiği görülüyor. Yine aynı segmentten Ucz ve Ekomini, ulusal marketler arasında da CarrefourSA ve Migros ilk üçte kendilerine yer bulabilmiş durumda. Haritada bu devler arasına girmeyi başaran yerel zincir markası ise “toptan fiyatına perakende satış” sloganı ile çalışan Hakmar Ekspres. Toptancılık deneyimi üzerine 2007’de Pendik’te mağaza açmaya başlayan Hakmar, on yılda İstanbul’un devlerinden biri haline geldi.

Image for post

Image for post


Diğer Haberler